Amerikan İmparatorluğu Bolivya’da Misilleme Yaptı – Danny Haiphong

Çeviri: İbrahim Sarıkaya

 

Evo Morales’in dördüncü başkanlık dönemi başlamadan sona erdi. Son cumhurbaşkanlığı seçimini (20 Ekim 2019 – ç.n.) 600 binin üzerinde oy farkıyla kazandıktan sonra, Bolivya’daki ABD destekli muhalefetin şiddet dalgası Evo’yu istifaya zorladı.

Evo’nun evi tahrip edildi. Sosyalizme Doğru Hareketi (MAS) partisinin bazı üyeleri şiddetle tehdit edildi. Bolivya Ordusu’nun istifa tavsiyesiyle sertleşen darbe, son bir buçuk yüzyıl boyunca ABD’nin önderlik ettiği düzinelerce askeri darbenin en sonuncusu. ABD emperyalizmi, bölgeyi “koruma hakkı” ilan ettiği 1823’teki Monroe Doktrini’nden beri Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak görüyordu. Bu dönemde Amerikan İmparatorluğu, Latin Amerika’yı baskı, bağımlılık ve yoksulluk durumunda tutmaktan sorumlu yabancı güç olarak İspanyol İmparatorluğu’nun yerini aldı.

ABD’nin bir yüzyıldan fazla süren emperyalist saldırganlığının ardından, Evo Morales, Latin Amerika’da -eski Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in 1998’de seçilmesinden sonra büyük bir yükseliş yakalayan- 21. Yüzyıl Sosyalizmi hareketinin en devrimci liderlerinden biri olarak ortaya çıktı. MAS, 2006’dan beri iktidarda. MAS, işçilerin ve köylülerin haysiyetlerini koruyup, kendi kaderlerini tayin etmeleri için bir araç olarak hareket etti. Sendikalar, yerli ve kadın örgütlerinin tümü, Evo’nun önderliği altındaki sosyal politikanın uygulanmasında büyük rol oynadı. Bolivya’daki ekonomik büyüme yılda ortalama yüzde 5 oranında arttı, kazanımların çoğu, yüzyıllarca süren sömürge ve neo-sömürge yönetimler tarafından mülksüzleştirilen yerli nüfusa dağıtıldı. Sefalet aynı dönemde yarı yarıya azaldı.

ABD emperyalizmi, henüz Evo Morales iktidara gelmeden önce bile onu ve onun yerli liderliğindeki hareketini alt etmeye çalıştı. Bir  Bilgiye Ulaşım Özgürlüğü Yasası (FOIA) dilekçesi 2002’de ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (USAID) Bolivya’daki “bölgesel özerklik” projelerine ve muhalif sağ siyasi partilere yardımcı olmak için 97 milyon dolar tahsis ettiğini tespit etti. Bu fonlar Bolivya’da, darbeden sorumlu olan ABD’ye hizalanmış bir siyasi altyapının geliştirilmesine yardımcı oldu. USAID, IMF’nin, Dünya Bankası’nın, CIA’nın ve onlara hizmet eden Bolivyalı elitlerin siyasi kolu olarak hareket etti.

Sağ muhalefetin “protestocu liderlerinden” biri olan Luis Fernando Camacho, Bolivya devletine vergi kaçakçılığı ve dolandırıcılık suçu yüzünden iki milyon dolardan fazla borçlu olan gaz şirketi Sergas’ın sahibinin oğlu. Camacho ailesi gibi küçük kapitalistler USAID tarafından finanse edilen, STK’ları ABD’nin liderliği altında, Evo’yu devirmek ve  petrol, elektrik, telekomünikasyon ve madencilik sektörlerini kamulaştırıp devlet yönetimi altına alan kararnamesini iptal etmek için kullandılar.

Sağ muhalefet tarafından yürütülen darbe, ABD kurumsal medyası tarafından “protesto hareketi” olarak sunuldu. Eski Bolivya Cumhurbaşkanı olan oligark Carlos Mesa gibi darbe kışkırtıcıları, protestoların seçim sahtekarlığına tepki olarak geliştiğini iddia etti. Ekonomi ve Politika Araştırma Merkezi’ne (CEPR) göre, seçim sonuçlarında usulsüzlük veya hileli faaliyete dair kanıt bulunamadı. Bu temelsiz iddia, emperyalist kurumsal medya tarafından şiddet içeren askeri darbeye karşı koruma sağlamak için kullanıldı. MAS üyesi politikacılar evlerinden kaçmak zorunda kaldılar, hükümet binaları yakıldı ve Bolivya ekonomisi durma noktasına geldi. Bolivya oligarşisi yanına polis ve askeri alarak  sokağa kan için çıktı.

Bu Amerikan İmparatorluğu’nun Bolivya’da gerçekleştirdiği ilk şiddet içeren darbe değil. CIA sağcı askeri diktatör René Barrientos’a askeri ve teknik destek sağlamıştı. Barrientos, 1964’te askeri darbeyle iktidara gelmişti. Köylü ayaklanmasının acımasızca bastırılması, Che Guevara’nın suikastine yol açmıştı. 1971’de ABD, sağcı general Hugo Bánzer Suárez’i ABD Hava Kuvvetlerinin yardımı ile desteklemişti. Yüzlerce solcu ve siyasi eylemci Suarez rejimi tarafından öldürülmüştü.

Morales’e darbe geldiğinde, Latin Amerika’da sol, Amerikan İmparatorluğu’nun sosyal demokratik projelerini imha etme konusundaki sayısız girişiminin ortasında yeniden canlanıyordu. Ekim ayının sonlarında, Arjantin, Alberto Fernandez ve Cristina Fernández de Kirchner’i başkan ve başkan yardımcısı olarak seçerek Mauricio Macri’nin sağcı ve neoliberal yönetimine son verdi. On binlerce kişi Ekvador’da sokaklara dökülerek Lenin Moreno’yu, işçilere, öğrencilere ve köylülere sert tasarruf tedbirleri uygulayacak bir IMF anlaşmasından geri çekilmeye zorladı. Lula De Silva Kasım ayının başında hapishaneden tahliye edildi. Lula’nın özgürlüğü, Brezilyalı faşist askeri diktatörlüğün eski subayı Jair Bolsonaro’nun yönetiminde, çok büyük zorluklarla karşı karşıya olan Brezilyalı solu için somut bir zaferdi.

Amerikan İmparatorluğu, Bolivya’da yıkıcı bir darbe ile Latin Amerika soluna misilleme yaptı. ABD destekli darbeden öğrenilecek çok şey var. İlki, ABD imparatorluğunun göbeğindeki çok az kişi, Latin Amerika’da veya başka bir yerde halkların mücadelesini savunmaya hazır. ABD Kurumsal medyası, ister 2009 yılında Honduras’taki Clinton-Obama darbesinden ister 2016’da Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in düşürülmesinden bahsedelim, yalnızca son on yılda Amerikan imparatorluğunun düzenlediği darbelerin sunumu konusunda ulusal bir körlük inşa etti.  Beyaz üstünlükçü ideoloji ile dolu ve gezegendeki en sınırsız kapitalizm biçimine hapsolmuş, ABD’deki işçiler ve yoksullar, Bolivyalı kitlelerle somut dayanışmayı ifade edecek çok az caddeye sahipler.

Bolivya’da ABD destekli darbenin diğer bir dersi, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Amerikan imparatorluğu tarafından ilan edilen sözde “tarihin sonu” tezinin tam ve mutlak bir yalan olmasıdır. Amerikan imparatorluğu “hücrelerine kadar kapitalist”tir ve yöneticileri dünyayı süresiz olarak parmağında oynatacağına inanıyorlardı. Evo Morales ve Latin Amerika’daki diğer sosyalistler, oligarkların mülklerini ve iktidarlarını tamamen kamulaştırmayı başaramazken, ezilenlerin haysiyetlerini koruyup, kendi kaderini tayinine yönelik kitlesel bir hareketi var edebildi. Bu hareket, sosyalizm tohumlarının Latin Amerika’daki yönetişimin dokusuna dikilmesini gerektiriyordu. Bazen “Chavismo”, bazen “21. yüzyıl sosyalizmi”, bazen de “pembe dalga” olarak adlandırılan bu hareket, işçi ve köylülere, yoksulluğu, azgelişmişliği ve emperyal bağımlılığı azaltmak için sınırların ötesinde birleştirme konusunda güç katıyordu.

Evo Morales, Latin Amerika’da yükselen enternasyonalizmin ön saflarında yer aldı. Amerika Halkları için Bolivarcı İttifak’ın (ALBA) büyük bir destekçisi idi. Ayrıca, Evo, Latin Amerika’nın egemenliğini korumak için birleşmiş bir kıta ordusunun gelişmesini savunarak Amerikan İmparatorluğunu askeri cephede zorladı. Bu nedenle sözde “tarihin sonu” tezi Amerikan imparatorluğu korsanlarının sınırötesindeki çıkarlarını perdeleyen kibirli bir sergiden başka bir şey değildi. Sosyalizm, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra bile Amerikan İmparatorluğu için bir numaralı halk düşmanı olma vasfını korudu. Amerikan İmparatorluğu demokrasiye veya seçimlere saygı duymuyor, sadece bir kaçından kazanç sağlıyor. Evo’nun Bolivya’sı, yoksul Bolivyalıların ihtiyaçlarını elitlerin zenginliklerinin önüne koyduğu için bedel ödüyor.

Bolivya’daki darbenin belki de en önemli dersi sosyalizm ve kendi kaderini tayin etme mücadelesinin sona ermediğidir. Bolivya ve tüm kıtanın kontrolünü işçilerden ve köylülerden geri almak için güreşen oligarklar, Evo Morales’i linç etmek için her şeyi yapacaklar. Evo suç işlememiş olmasına rağmen tutuklama emri çıkarıldı. Oligarklar  işçi sınıfını tam bir sefalet durumuna geri döndürmek istiyor. Evo Morales’in düşürülmesi gerçekten de önemli bir yenilgi olsa da, Latin Amerika’daki sosyalist hareketin mücadelesi şüphesiz sürecek. Bolivya halkı kavgaya geri dönecek. Küba, Nikaragua, Venezuela ve diğer müttefik ülkeler, MAS’ı desteklemek için ellerinden gelen her şeyi zorlu bir geçişle yapacaklardır. Amerikan imparatorluğunun göbeğinde yaşayan solun da aynısını yapmanın bir yolunu bulması hayatidir.

(Bu yazı American Herald Tribune’deki orjinalinden gecinemiyoruz.org için çevrilmiştir.)