Röportaj | Bir Direniş Öyküsü: Cargill

Bursa Orhangazi’de bulunan nişasta bazlı şeker ve hayvan yemi üretmeye başlayan ABD gıda şirketi Cargill’de, Tekgıda-İş sendikasına üye oldukları gerekçesiyle 14 işçi işten çıkarıldı. İşten çıkarılmalarının ardından direnişe geçen işçiler 2,5 seneyi geride bıraktı.

Röportaj: Merve Yetkin

Cargill işçisi Faik Kutlu ile direniş sürecini, bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadıklarını ve şuan ki süreci konuştuk.

Faik Kutlu: Cargill’de örgütlenme 2012 yılına dayanıyor. Tek-Gıda İş Sendikasından önce Öz-Gıda İŞ sendikasında da bir örgütlenme oluyor. İşveren, o zaman 5 kişi işten çıkarılıyor. Gerekçe yine aynı; sendikalı olmak. Öz-Gıda İş sendikası 3 ay süren bir direniş başlatmıştı. Daha sonra sendikalaşma süreci 2014 yılında Tek-Gıda İş sendikası ile tekrar başlıyor. Bu süreçte yine birkaç arkadaş işten çıkarılıyor. Ne zaman Cargill’de bir sendikalaşma hareketi olsa Cargill yönetimi direk işçiyi işten çıkarma, yıldırma, korkutma yoluna başvuruyor.

2014 ile birlikte Cargill’de Tek-Gıda İş sendikasıyla birlikte bir hareketlenme oldu ve bu süreç 2018 yılına kadar sürdü. 2018 yılında yetki için başvuruda bulunduk. Cargill, “İki fabrikanın dışında İstanbul’da genel merkez binamız var.” diyerek başvuruya itiraz etti. Bakanlık ise bu itirazı kabul etti. Böylece Cargill Genel Merkezi’nde çalışanlar örgütlenme sayısına dahil olunca bizim yetkimiz düştü. 17 Nisan 2018 tarihinde 14 kişiyi ve iki beyaz yakalı çalışanı Cargill işten çıkardı. Biz o gün mücadele kararı aldık ve o günden beri direniyoruz. Yetkimizin düşmesine rağmen biz o sayıyı tamamlardık ve Cargill’de bunun farkındaydı. Cargill bu sefer işten çıkarma yoluna gitti. İşten çıkarma olunca doğal olarak bütün işçilerde de işini kaybetme korkusu başlıyor.

“Biz İşimizi Geri İstiyoruz”

17 Nisan 2018 tarihinde işten çıkarıldık ve 18 Nisan’da fabrikanın önüne geldik. Bizi içeri almadılar. Fabrikanın önünde basın açıklaması gerçekleştirdik, mücadeleye başlayacağımızı söyledik. 13 Eylül 2018 tarihinde Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasının önünden İstanbul Ataşehir Cargill Genel Merkezi önüne doğru bir yürüyüş gerçekleştirdik. Yürüyüşün 5. gününde –Cargill direnişinin 152. Gününde- Tuzla’da bizi gözaltına aldılar. Gerekçe; yürüyemezsiniz. Biz Bursa Orhangazi’den Tuzla’ya gelene kadar polis eşliğinde hiçbir sorun yaşamadan yürüdük. Hatta polislerle sohbet ede ede yürümüştük. İstanbul’a girince işler değişti. Hiçbir yerde işçi hareketi olsun, çadır kurulsun istemiyorlar. Hak aranmasın istiyorlar. Biz yine de sesimizi duyurmayı başardık. Cargill direnişi kendisini ispatlamaya başladı.

Gözaltına alındıktan sonra bir kamuoyu oluştu. Gözaltına alındığımız günün akşamında serbest bırakıldık ve daha sonra Cargill Genel Merkezi önünde 3 gün boyunca kaldık. Mahkemelerin uzun sürmesi bizim elimizi kolumuzu bağlıyordu. Toplam 15-16 ay yerelde sürdü mahkemeler. Mahkemeye başvuruyorsun, önce arabulucu diyor. Arabulucudan çıkıyorsun, bilirkişi raporu istiyor. Karşı tarafın şahitleri mahkemeye katılmıyor 3 ay öyle uzuyor süreç.  Onlar hep şey düşündü ‘Biz süreci uzatalım, onlar elbet bir gün giderler, bırakırlar.’ Fakat biz hiçbir zaman yılmadık, bekledik. Yerelde kazandık. Şirket kararı temyize götürdü. Dosya istinaf mahkemesine gitti. Onu da bekledik, istinafta da onaylandı. Orada da kazandık. Bugün Cargill bizim bütün haklarımızı ödedi fakat bizim talebimiz şu: Biz işimizi geri istiyoruz ve sendikal haklarımıza saygı duyulmasını istiyoruz. Cargill ‘Gel bu sendikayı tanı’ da demiyoruz. ‘İşçi isterse sendikalı olsun, özgürlüğü işçiye bırakın’ diyoruz. Tek talebimiz buydu.

Davalar Mart 2020’de bitti. İşe iade davasını kazandık ve sendikalı olduğumuz için işten atıldığımız da ispatlandı. Mart ayında pandemi girdi. Bizde önce sağlık diyerek bütün kurallara uyduk ve süreci yavaşlattık.

Sonra baktık ki her şey normale döndü. Direniş neden normale dönmesin! Birçok mekan açıldı, en son Ayasofya açıldı mesela. Dedik ki sanırım koronavirüs yokmuş(!) O zaman direnişe ve mücadeleye kaldığımız yerden devam edelim, dedik. İstanbul’a gelmeden önce Orhangazi’deki fabrikanın önünde 5 gün boyunca kaldık. Daha sonra İstanbul’a geldik.

Biz ilk buraya geldiğimizde (İstanbul Ataşehir’de bulunan Cargill Genel Merkez binası), bizi 15 dk bile tutmadılar. Palladium Tower’ın karşındaki yolu gösterdiler. Bizim irademizi fark edince bizi engelleyemediler. Bugün kapının önünde oturuyoruz. Çünkü haklıyız. Davalarımız bitti, kazandık. Haklı olduğumuzu her türlü ispatladık. Cargill’den tek talebimiz işe iade edilmemiz. Pandemiyle birlikte Mart ayının sonlarına doğru mücadeleyi yavaşlattık. Cargill, bittiğini sandı fakat biz sadece ara verdik. Cargill’in müşterisi olan Fastad Gıda önünde basın açıklaması gerçekleştirdik. Bir mektup verdik. ‘Tedarikçiniz olan Cargill’e bu mektubu iletin, bu hukuksuz davranışı son bulsun’ dedik. Hafta sonları Bursa’ya döneceğiz. Hafta içleri ise Palladium Tower’ın önünde olacağız. Her pazartesi de Cargill’in müşterisi olan firmaların önünde basın açıklaması gerçekleştireceğiz. 24 Ağustos pazartesi günü saat 13.00’da Cargill’in başka bir müşterisi olan ASSAN gıdanın önünde olacağız. Geçen sene geldiğimizde 43 gün burada kaldık, 7/24 hiç ayrılmadan. Şimdi pandemi sürecinde olduğumuz için hafta sonları Bursa’ya dönelim diye karar aldık. Taleplerimiz karşılanana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

  • Bu süreçte Cargill yönetimi sizinle iletişime geçti mi?

Cargill Türkiye yönetiminin yapacak bir şeyi yok aslında. Artık süreç uluslararası bir boyut kazandı. Amerika’daki yönetim buradaki süreçten haberdar. Orada da bir süreç yürütülüyor. Biz burada baskıyı devam ettiriyoruz aynı şekilde yurtdışından da bir baskı var. İstanbul’da biz iletişime geçmedik kendileri ile. Palladium Tower’a gelirken arka taraftan giriyorlar mesela içeriye. Bursa’daki fabrikada çalışan arkadaşlarımıza ‘İşe almama kararını biz vermedik. İstanbul’daki merkez ofis verdi bu kararı’ diyorlar. Bizim derdimiz artık burasıyla. Kararı siz vermişsiniz, şimdi de siz vereceksiniz diyoruz. Artık Cargill’in müşterilerini de rahatsız ediyoruz.

  • Cargill direnişi yaklaşık 2,5 yıldır devam ediyor. Bu süre zarfında geçiminizi nasıl sağladınız?

Sendikanın maddi desteği oluyor. Yoksa çok zorlanırdık gerçekten. Tek-Gıda İş sendikası, bütün sendikalara karşı bir direniş örneği sergiliyor aslında. Şu an Cargill’in rafta bir ürünü olsaydı iş daha bir boyut kazanabilirdi. Cargill’in bir ürünü yok ama evine aldığın her ürünün içinde Cargill var.

“İstanbul’a geldiğimizde 40 günlük evliydim ve 45 gün evime gitmedim”

  • 2,5 yıl az bir süre değil. Bu süreçte ailenizin davranışı ne oldu? Tepki gösterdiler mi?

Ben bu direniş sürecinde evlendim. 3 ay sonra çocuğum olacak. Çok başka bir süreç benim için. Annem ve babam bir iş bul demişti. Eşim ilk günden beri ‘Ben senin arkandayım’ dedi. Aile destek vermezse yapamazsın gerçekten burada. Bir tek benim için değil, buradaki herkes için geçerli bu. Eşim hamile ve eşimi annesinin, babasının yanına bırakıp geldim buraya. Zor bir durum. Başka bir arkadaşımız yeni evlendi. Geçen sene ben öyleydim. İstanbul’a geldiğimizde 40 günlük evliydim ve 45 gün evime gitmedim. Buradaki herkes bir bedel ödedi. Hiçbir şey kolay olmadı elbette fakat mücadelemizden de hiçbir zaman vazgeçmedik. Nasıl daha önceki işçi direnişleri bize örnek olduysa Cargill direnişi de başka işçilere örnek olacak. Biz sadece kendi mücadelemizi değil işçi sınıfının da mücadelesini veriyoruz.

Cargill Hakkında

ABD merkezli gıda şirketi olan Cargill, gıda, tarım, finans ve endüstriyel ürün sektörlerinde faaliyet gösteriyor. 1960 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine yerli ortaklık ile başlayan Cargill, 1986 yılından itibaren faaliyetlerine Cargill olarak devam etti. 600’den fazla çalışanı bulunan Cargill; İstanbul, Bursa, Adana, Ankara, Balıkesir, Kocaeli ve İzmir illerinde faaliyet göstermekte. Cargill’in Türkiye’de faaliyet gösterdiği üç ana alan ise: gıda, yem ve endüstriyel ürünler.