Diyarbakır’da Esnaf: “Eskiden Hem Geçimimizi Sağlayıp Hemde İhtiyacı Olan Birine Yardım Ediyorduk. Şimdi Kendimiz Geçinemiyoruz”

Salgın nedeniyle geçtiğimiz yıllara oranla durgunluğun hakim olduğu Diyarbakır’da satış yapamamaktan dert yanan esnaf, hükümetin salgın sürecindeki politikalarını eleştirdi.

Koronavirüs (Covid-19) salgınından kaynaklı her geçen gün daha da derinleşen ekonomik krizin etkileri, Ramazan Bayramı öncesinde kendisini iyice gösterdi. Bayram öncesi kentte bir hareketlilik gözlemlense de, esnaflar bu hareketliliğin önceki yıllara oranla çok düşük olduğunu belirtiyor. Hareketliliğin yaşandığı Sur ilçesinde yıllardır bayram şekeri, çörek ilacı, kolonya, ayakkabı, giysi, sebze-meyve ve kuru gıda satan esnaf ve işportacıların bu yılki serzenişleri, önceki yıllardakine benzemiyor.

“Geçim Dediğiniz Eğer Açlıktan Ölmemekse, Evet Geçinebiliyorum” 

Dağkapı Meydanı’nda meyve-sebze satan Yılmaz Baran, her geçen bayramın bir öncekinden daha kötü olduğunu belirterek, insanlarda alım gücünün düştüğüne işaret etti. Geçen yılki bayramlarda sattığı malların bu yıl onda birini satmaya çalıştığını ifade eden Baran, “Buna rağmen mallarımız satılır mı, satılmaz mı diye tereddüt ediyoruz” dedi.

“Geçiminizi sağlayabiliyor musunuz” sorusunu “Geçim dediğiniz eğer açlıktan ölmemekse, evet geçinebiliyorum” şeklinde yanıtlayan Baran, “Eskiden hem geçimimizi sağlayıp hem de ihtiyacı olan birine yardım edebiliyorduk. Şimdi kendi ihtiyacımızı karşılayamıyoruz” şeklinde konuştu. Salgın nedeniyle fatura ve kira ödemelerinde zorluklar yaşadığının altını çizen Baran, “Kışın oldu mu tehditlerle yaşıyoruz. Ödemezsek hemen kesiyorlar, hiç acıma da yok” ifadelerini kullandı. Bayrama yönelik dileklerini de paylaşan Baran, “Tek isteğim huzur olsun, bu hastalık bitsin, barış olsun” dedi.

“21’e Alıp 20’ye Satıyoruz”

Melikahmet Caddesi’nde bayram şekeri satan Mehmet Kaya, arzu ettiği satış rakamına bu yıl ulaşamadığını belirterek, “Geçen yıl şekerin kilosunu 15’e alıp 17’ye satıyorduk. Şimdi 21’e alıp 20’ye satıyoruz. Elimizde kalmasından korktuğumuz için zararına satış yapıyoruz. Ancak buna rağmen rağbet yok. Vatandaş da esnaf da kendi haline bırakılmış. Şu an süreç hem esnaf için hem vatandaş için çok zor. Hiçbir destekte alamıyoruz. Bu şartlarda destek verilmiyorsa zaten bir sonraki dönemde desteklerini istemiyoruz. İki aydır Bağkurumu yatırmadım. Elektrik paramı ödeyemiyorum. Dükkân kirasını ödeyemiyorum. Ne olacak? Ekonomi yok, bitmiş. Kimin cebi doluysa, onu bilmiyorum. Şu an devletin yapması gereken vatandaşına sahip çıkmasıdır ama öyle bir şey yok” sözleriyle karşı karşıya kaldıkları durumu özetledi.

Hükümetin başlattığı 10 liralık bağış kampanyasını da eleştiren Kaya, “Biz zaten sürekli vergilerimizle verebileceğimiz kadar veriyoruz. Daha ne kadar verebiliriz” diye sordu.

Yanık Çarşı (Çarşiya Şewitî) esnaflarından Erdal Atlı, “Görüyorsunuz şu an sokaklar bomboş. Normalde bayram ağzında benim sizinle bu röportajı yapmam mümkün değil” sözleriyle işlerin durgunluğuna dikkat çekti. Diyarbakır Büyükşehir Belediye kayyımı Hasan Basri Güzeloğlu tarafından yeniden yapılmasına karar verilen Melik Ahmet Caddesi’nin “sağlıklaştırma” çalışmalarını eleştiren Atlı, zamanlamanın hatalı olduğunu dile getirdi.

Devlet Salgın Sürecinde Eksik Kaldı

Melikahmet Caddesi üzerinde bir lokantada lahmacun ustası olarak çalışan Abdulvahap Mızrak, 50 gündür çalışmadığını, faturaların olduğu gibi yerinde durduğuna işaret ederek, “Biz günlük yevmiyeciyiz. Yevmiye almazsak geçinemeyiz. Arkadaşlarım hepsinin durumu benimki gibi aynı” dedi.

Hiçbir yardım başvurusundan yanıt alamadığına dikkati çeken Mızrak, “Yeri geldiğinde devlet ‘biz sizin de devletininiz’ diyor, ancak ortada böyle bir şey yok. Herkes bu durumu biliyor. Bir tek devlet bilmiyor herhalde. Diğer yabancı ülkelere bakıyorsunuz, hepsi rahat. İnsanlar çalışmıyorlar ancak hiçbir sıkıntıları yok. Devlet bu salgın sürecinde eksik kaldı” diye belirtti.

KPSS’ye hazırlanan, ancak kriz nedeniyle giyim mağazalarında çalışmak zorunda kalan 27 yaşındaki Eyüp Ölker, ülkedeki mevcut kriz halinin ithalatın olmayışından kaynaklandığını belirtti. Salgın başlamadan önce bile asgari ücretle insanların zor geçimini sağladığına vurgu yapan Ölker, salgınla beraber geçim sıkıntısının daha da zorlaştığına işaret etti.

Yenişehir ilçesindeki semt pazarında işportacılık yapan Aziz Yıldırım, “Kalabalık var ama hayat ölmüş” diyerek, eski bayramları mumla aradıklarını dile getirdi. Buradaki çabasının iki ekmek alıp eve götürmek olduğunu ifade eden Yıldırım, salgının en kısa zamanda bitmesini temenni etti.

Yaklaşık 5 yıldır bayram arifesinde çörek ilacı satan Hamdullah Yiğit ise, 4 günlük yasak nedeniyle işlerinde düşüş meydana geldiğini söyledi. “İnsanlar ne yapsın? Millet perişan, hiçbir şey alamıyorlar. Mallar da pahalı. Hem esnaf hem vatandaş salgından dolayı çok kötü durumda” diyen Yiğit, geçen senenin aksine bu yıl satışlarda zarar ettiğini söyledi.

“İnsanlarda Para Yok”

Patates ve soğan satarak geçimini sağlamaya çalışan Süleyman Sağır da, 3 aydır babasının işsiz olduğunu, bu nedenle 8 kişilik ailede sadece kendisinin çalıştığını aktardı. “Eskiden bu pazarda iğne atsan yere düşmüyordu” sözleriyle bu yıl ki durgunluğa işaret eden Sağır, “Bayram öncesi 1,5 ton mal alıyorduk, şimdi 500 kilo zar zor alıyoruz. Oda satılmıyor. Bu gidişle pazarcıları iyi bir gelecek beklemiyor. İnsanlarda para yok. Bu yıl bayram yok. Bayram dediğin normalde şenliktir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Mezopotamya Ajans