Banabi Motokuryeleri İle Röportaj | İstismar, Hak İhlalleri ve Emek Cehennemi: Bir Yemek Sepeti Hikayesi

Yemeksepeti’ne bağlı Banabi firmasının İstanbul Maltepe’de bulunan deposunda çocuk istismarını ortaya çıkaran üç çalışan işten atıldı. İşten atılan Banabi çalışanları işten atılma sürecini ve pandemi sürecindeki yaşadıkları ağır çalışma koşullarını, hak ihlallerini Yaşar Usta Emek Portalı’na anlattı.

Röportaj: Göksu Uyar – İsmail Aydın

Olay Maltepe’deki Banabi’ye ait depoda gerçekleşti. Maltepe’de yaşayan ve zihinsel engeli bulunan 14 yaşındaki kız çocuğu Banabi çalışanı Deniz K. tarafından cinsel istismara maruz bırakıldı. Kız çocuğunun, yaşadıklarını diğer Banabi çalışanlarına anlatması üzerine işçiler, durumu bölge sorumlularına, müdürlerine iletti. Taciz olayını ortaya çıkardıkları için 3 işçi işten atıldı. Taciz faili ise ‘İşyerinin iyi halini suistimal etmek’ suçlamasıyla isten çıkarıldı.

İşten atılan işçilerden Yücel, istismara maruz bırakılan kız çocuğunu yaşadıkları mahalleden tanıdığını söyleyerek, olayın nasıl yaşandığını şu sözlerle anlattı:

“Mahallede pazarın kurulduğu bir alan var. Bu alanın üzeri belediye tarafından çekilen brandalarla kapalı. Pazarın olduğu günler dışında mahallelinin oturduğu, çayını içtiği, sohbetini ettiği, çocukların oynadığı bir yer burası. Bu alanın tam yanında da Banabi’ye ait depo alanı var. O kız çocuğunu da mahalleden tanıyoruz. Her zaman selam veren, cana yakın bir kız çocuğu. Kız gelip bize yaşandıklarını anlattı. Sosyal medyada gündem olan videoyu, ‘Deniz isimli şahıs böyle yapmış bilginiz olsun’ diyerek şirket yöneticilerine de attım.”

 

Ya İstifa Edin Ya Sicilinize İşleriz

“Şirket yöneticileri, gelip kameraları izlediler, bendeki videoları izlediler. Gece 12’ye kadar geçmişe dönük kamera kayıtlarını izlediler. Kamera kayıtlarında da o şahıs ile kızı gördüler. Bunların notunu aldılar. Daha sonra benden videoyu silmemi istediler. Ben biraz işkillendim. İnsan kaynaklarının o şahsa, bize ve kız çocuğuna karşı ne gibi tutum sergileyeceklerini görmeden silmeyeceğim, dedim. Bu söylediklerime ek olarak ‘Videoyu sosyal medyada paylaşırım veya paylaşmam. Bu benim vereceğim bir karar’ dedim. Bize 4 gün kadar uzaklaştırma verdiler. 4. gün işe çağırdılar 25/2 maddesinden* işten çıkaracaklarını ve bu durumun sicilimize işleneceğini söylediler. İşlenmemesi için de istifa etmemizi istediler.”

Banabi’den Aileye Para Teklifi

Ertesi gün tekrar çağırıp başka bir kağıt gösterdiler ve kağıtta ‘Hiçbir hukuki alacağım yoktur, hepsini aldım. Bundan sonra hiçbir şey talep etmeyeceğim.’ gibi bir şey yazıyor. Biz ona imza atmadık. 14-15 gün sonra deponun yakınına gittik kız çocuğunu görmeye. Daha sonra kızla birlikte kızın evine gittik ve aileye anlattık durumu. İlk başlarda ailenin haberi yoktu. Kızın annesi olayı öğrendikten sonra depoya gidiyor. Depo müdürüne bağırıyor. Sonra kadının numarasını avukata veriyorlar. Bir 15 gün sonra avukat arıyor. ‘Haklısınız özür dileriz’ vs. diyor ve ‘Maddi manevi nasıl yardımcı olabiliriz Zor durumdaymışsınız sanırım’ diyerek aileye para teklifinde bulunuyorlar. Kadında diyor ki ‘Bizim namusumuz satılık değil’ ”

  • Aile, hukuki olarak bir süreç başlattı mı?

“Hukuki süreç başlatıldı. Aile, Pendik’te çocuk şubeye gitti. Psikolog eşliğinde avukatlarla beraber kız çocuğu ifadesini verdi. Daha sonra biz de ifade verdik. Bu istismarın faili olan Deniz ise Urfa’ya kaçmış.”

  • Peki elinizde olaya dair bir görüntü bir kanıt var mı?

“Bende kız çocuğunun Deniz’in ona yaptıklarını anlattığı videolar var. Daha öncesinde de çalışanlar Deniz’i sürekli kız çocuğunun etrafında dolanırken görüp depo müdürüne şikayet etmişler. Ama hiçbir önlem alınmamış. Bu Deniz’le, kız çocuğunun 1-1,5 saat kameraların kör noktasına gittiği gözleniyor hep. Deniz daha sonra olayla ilgili ‘15 yaşında zannediyordum, 18 yaşına geldiğinde evlenecektim.’ şeklinde konuşmuş.”

  • Dava açılacak mı bu süreçte?

Kız çocuğunun ailesi de biz de açacağız. Ben ayrı bir dava açıyorum. Onlar ilk arabulucuya gidecekler. Şirket yönetime videoyu atan, olaya dair bilgi veren kişi benim. Buna rağmen bizi işten çıkardılar ve hukuki süreç başlattık diye söylediler.

Yemeksepeti.com’un kurucu ortağı ve CEO’su olan Nevzat Aydın’ın olayla ilgili Twitter üzerinden yaptığı paylaşım şöyle:

 

 

Pandemide A1 Ehliyeti Olanları İşe Aldılar Daha Sonra ‘Şirket Kanuna Aykırı’ Diyerek İşten Çıkardılar

“Biz ilk işe girdiğimizde imzalattıkları kağıtları okutturmadılar, sözleşmeyi okutturmadılar. Bir tane çocuk okumak isteyince ‘İmzaladıktan sonra okursunuz bizim size ayıracak vaktimiz yok’ dediler. İlk başta mesainin kesinlikle yasak olduğunu söylemişlerdi. Kimin evi hangi depoya yakınsa orada çalışacaktı. İlk girdiğimde sabit vardiya vardı. Bunların hepsi kalktı, düzensiz bir çalışma sistemi oldu. Pandemi döneminde A1 ehliyetli insanları aldılar. Şuan pandemi bitmek üzere olduğu için A1 ehliyetli olanların hepsini işten çıkarıyorlar. Yaptıkları açıklama ise ‘Şirket kanunu’. Pandemi döneminde hepimiz çok yıprandık. Normalde 20 kilodan fazla yük taşımıyoruz. Pandemide 30-40 kilo yük taşıttırdılar. Normalde öne su koymak yasak. Bize bu dönemde aynalara bile asabilirsiniz dediler. Şimdi normalleşme ile birlikte önünde su taşıyana tutanak tutuyorlar. Neymiş ‘Düşermişiz’. O zaman düşmüyorduk, şimdi mi düşeceğiz! İşlerine geldikleri gibi davranıyorlar.”

Depoların Ruhsatı Yok

  • Pandemi sürecinde devlet, çalıştığınız alanları denetlemeye geldi mi?

“Hayır. Muhtemelen yukarlarda bir tanıdıklar var ki devlet denetlemeye hiç gelmedi. Açılan hiçbir deponun ruhsatı yok. Zabıta geldi ruhsatsız olduğunu gördü ama hiçbir şey yapamadı. Bir tek Maltepe Cevizli’de bulunan depo 12’den sonra kapanıyor. O deponun da ruhsatı yok, oranın paketleri de bize geliyor. Şikayetçi olan kızın ailesi sorduruyor bu konuyu. Bize onlar söyledi.Tapu müdürlüğünden bakmışlar, hiçbir deponun ruhsatı yok! Bununla ilgili de ayrıca şikayette bulunuyor aile.”

 

‘Ağır Kaldıramaz’ Raporuna Rağmen Depo Görevi Öneri

İşten çıkarılan Gökhan ise “15 dakika içinde siparişleri teslim etmemizi istiyorlar. Geç götürürsek kesinti yapıyorlar. Hızlı sipariş götürürsen bunlar birikiyor ve prim olarak geri dönüyor. Yani sana ‘Git öl’ diyorlar.” diyerek Banabi’deki çalışma koşullarını ve yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı:

 

“16 aydır çalışıyordum. Bizim çalıştığımız yerdeki siteler kuryeleri içeri almıyor ve epey bir yürüme mesafesi var. Biz damacanayı ve diğer ürünleri sırtımıza alıp taşıyorduk. Zamanla belimde, diz kapaklarımda ve boynumda ağrılar oluştu. Hastaneye gittim, doktor bana kendini zorladığın için oluyor dedi ve ağır kaldıramaz raporu verdi. Ben bu raporu müdürüme, şirket doktorlarına falan gönderdim. Beni görüşmeye çağırdılar. Orada da şirket doktoru bana ‘Sen bundan sonra kuryelik yapamazsın’ dedi. Ben de ‘Bu raporda kuryelik yapamazsın, yazmıyor. Ağır kaldıramazsın, yazıyor.’ dedim. ‘Biz seni depoya vereceğiz’ dediler. Depoda çalışmayı kabul etmedim. Beni daha ağır bir işe veriyorsunuz, dedim.

Depo işi daha zor bir iş çünkü mal sevkiyatı geliyor onları indiriyorsun, dizmek için üst katlara çıkartıyorsun. İlk başta kabul etmedim. Sonra iki tane çocuğum olduğu için mecbur kaldım ve iki gün kendi depomda çalıştım. 14 aydır değişmeyen depom benim raporu aldıktan iki gün sonra Kadıköy/Taşköprü’ye taşındı. Evime uzak olduğunu söyledim. Gitmezsen seni işten çıkartırız, dediler. Ben de depoda çalışmaya başladım.”

 

İzinli Olan Kişiyi Şahit Olarak Gösterdiler

“Sonra depo sorumlusu olan bir arkadaşı depo müdürü şahit olarak gösteriyor. 27 Temmuz’da bu arkadaş izinli. Ayın 28’inde ben izinliyim. O gün de bana tutanak tutuluyor ve yine aynı kişiyi şahit olarak gösteriyor. Ben bunları avukata da verdim.”

Siparişi Geç Götürürsen Senden Kesiyorlar, 15 dk İçinde Siparişleri Teslim Etmemizi İstiyorlar

  • İş kazasını nasıl geçirdin, biraz anlatır mısın? 

“Kuryelik yaparken kaza geçirmiştim. Sol omuzumda iki tane delik açılmıştı. İşten çıkarılınca kıyafetleri teslim ettim. Sonra süpervizör aradı. Zarar gören kıyafet ve ekipman parasını senden keseceğiz, dedi. 16 aydır ben bu kıyafeti kullanıyordum şimdi mi aklınıza geldi, dedim. İçerde 13 gün alacağım var. Hakkımı versinler önce. Normalde kıyafeti, ayakkabıyı, telefonu vermeyecektim. Sonra beni hırsızlıkla suçlarlar diye mecburiyetten verdim.

Normalde bir siparişten başka sipariş düşmeyecek. Bize düşen siparişler ise 5-6 tane. O siparişleri teslim edebilmek için bizde mecburen hızlı gidiyoruz. Çünkü müşteri ile bire bir diyalog halinde olan bizleriz. Süreyi 15 dakikaya düşürelim baskısı vardı. Haftalık programlar çıkarıyorlar. Süren 15 dakika ve üzeri ise kırmızı oluyorsun. 16 aydır çalışıyoruz, hiçbir şekilde zam almadık. Zammı da prime bağladılar. Hızlı sipariş götürürsen bunlar birikiyor ve prim olarak geri dönüyor. Yani sana ‘Git öl’ diyor. Ayrıca siparişi geç götürürsen senden kesinti alırız, diyorlar. Mesela senin haftalık ortalaman 15 dakikanın üzerinde ise senin priminden kesiliyor. Diyelim ki 10 tane paketi geç teslim aldın, sipariş sesini duymadın bir şey oldu vs. siparişi geç teslim ettin. %10 senin priminden düşüyorlar. Ya da gittin müşteriye, müşteri kapıya bakmıyor. Telefonu duymuyor gene bir gecikme sayılıyor ve senden kesiliyor. Benim bir arkadaşım vardı. Mesaisinin bitmesine bir iki dakika kala bir sipariş düşüyor, son dakikasını hızlı gideceğim diye çocuk kaza yapıyor. Ciğerleri sönüyor. Bize diyorlar ki mesainin bitmesine bir iki dakika olsa bile o siparişe gitmek zorundasın.”

  • Pandemi sürecinde alınan önlemler nelerdi?

“Maske vardı ancak hepimiz bir odanın içinde yan yana 10 kişiyiz nasıl sosyal mesafeye uyalım. Önemsedikleri tek şey müşterinin yanına giderken masken, eldivenin olsun onun dışında başka hiçbir şeyi önemsemiyorlardı. Paketleri almaya giriyoruz küçücük yerde birbirimizle iletişim halindeydik.”

  • İzinleriniz oldu mu peki yoksa iptal mi ettiler?

“Bizi pandemi boyunca çalıştırdılar ve sürekli mesai yazdılar. Sonrasında mesai ücretlerini alamadık. Devletin koyduğu yasaklar vardı. O günlerde işe gidemiyorduk. Onları izin olarak saydılar. Benim seksen saat mesaim var bana yatırdıkları mesai ücreti 40 saat. Hep böyle eksik yatırıyorlar. Beş ay önce senelik izin istemiştim. O zaman kuryeydim.  İstediğin tarihte seni senelik izne çıkaracağız, dediler. Ben de Ağustos’un 19’unda senelik izne çıkacaktım. Depo sorumlusu olduktan sonra dediler ki ‘Biz önce kendi elemanlarımızı izne çıkaracağız.’ Benim herkesten önce senelik iznim dolmuş sözlü olarak izne çıkmak istediğimi size beş ay öncesinden söylemişim. Yok, dediler. Senelik izin paralarım da var içeride. ”

  • Pandemi sürecinde ‘Evde Kal’ çağrıları oluyordu fakat sizler sürekli çalışıyordunuz? Bu süreçte kendinizi nasıl hissediyordunuz?

“Ben aptal gibi hissediyordum. Kendi canımın değeri yokmuş gibi geliyordu. Millet kapıyı açmıyordu bize. Kapının önüne koyuyorduk gidiyorduk. Sokağa çıkma yasaklarında bize bir kağıt verdiler izin kağıdı çıkabilmek için. Polis çevirdi bizi izin kağıdımızı gösterdiğimizde polis ‘benimle dalga mı geçiyorsun’ dedi. Kendi kendinize izin mi verdiniz, dedi. Müdür de ceza yedi. Kardeşim sen kuryesin abi her kapıya gidiyorsun deyip korkusuna eve gelmedi.

Pandemi sürecinde iş güvenlik uzmanı geldi. İnanılmaz kalabalığız içeride iğne atsan yere düşmez durumdayız. İçeri girdim yalandan bir öksürmeye başladım, kadın kendini dışarıya attı. Benim bildiğim son bir buçuk yıl içerisinde en az 6-7 motorlu kurye ölümlü kaza yaptı. Sakatlanan da gene en az 3-4 tane. Benim bir tane arkadaşım motorla kaza yapıyor, kolu kırılıyor.  Raporu şirket doktoruna gönderiyor, şirket doktoru yanına çağırıp ‘Depoda çalış’ diyor. İşten atılmamak için mecbur depo sorumlusu olarak çalışmayı kabul ediyor. Bölge müdürü geliyor ‘Sen depo sorumlusu olarak çalışamazsın, istifanı ver’ diyor. Onu da ücretsiz izne çıkardılar, istifasını vermediği için.

Ben iş kazası geçirdim, beni hastaneye bile götürmediler 2 saat molaya aldılar. Sonra süpervizör beni arayıp dedi ki Gökhan üstlerden tepki alıyorum şu an Gökhan şu an neden molada diye. Kaza yaptığını söyledim ama onu moladan alıp çalıştırmaya devam edin demişler. Kalktım işime devam ettim. Ayağımda bot olmasaydı benim ayağım kırılacaktı, ayağım motorun altında kalmıştı.

Ben Göztepe’de iken 800 paket attım. Bel fıtığından ameliyatlıyım. Bir ara bir kampanya yapmışlardı, her şeyin yanında 5 litre su götürüyorduk. 5 tane mi 6 tane mi su götürdüm bir eve. Damacanayı sırtına alıyorsun diğer siparişler poşette elde. Bel fıtığından ameliyatlı olduğum için belim rahatsızlanınca hastaneye gittim. Doktor üç gün rapor verdi. Ben üç gün rapor aldım diye 800 paketlik adisyonumun hepsini kestiler. Rapor aldın ben senin hasta olduğuna inanmıyorum diyor kesiyor. ”

  • Pandemi döneminde, devletin herhangi bir yardımından yararlanabildiniz mi?

Hayır, başvurmadığım yer kalmadı ancak. Hiçbir yardım çıkmadı.

  • Şirket Kısa Çalışma Ödeneği aldı mı?

“Onu bilmiyorum ama bize pandemi döneminde patron dedi ki; illaki ihtiyaçlarınız olacaktır. 1000 lira para verdi tüm personele dağıttı. Onu da sonradan bizden 500-500 kesti. Bir tweet attı işçilerime iyi davranıyorum pandemide 1000 lira dağıttım gibisinden. Sonrasında bizden kesti ve geri aldığını yazmadı. Bir rapor alıyorsun primini kesiyorlar, örnek veriyorum müdürünle tartışıyorsun gene primini kesiyorlar. Bir haksızlık oluyor, sen buna ses çıkartıp tartışıyorsun. Hemen senin vardiya saatini değiştiriyorlar, primini kesiyorlar. Biraz daha uzatırsan deponu değiştiriyorlar. İnsanlar da evine yakın çalışabilmek için seslerini çıkaramıyorlar. ”

 

* İşçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle iş sözleşmesini işveren tarafından haklı nedenle sona erdirme hakkı. 25/2. madde kapsamındaki fesih türü sonucunda işçi herhangi bir tazminata hak kazanamayacağı gibi iş güvencesi hükümlerinden ve işsizlik ödeneğinden de yararlanamamaktadır.