Röportaj / Karalama Kampanyasına İnat İZBAN’da Greve Devam

Fotoğraf: Melike Yıldız

İZBAN patronlarının başlattıkları karalama kampanyasına karşı grevdeki işçilerin sözlerine kulak vermek üzere Demiryol-İş Sendikası İzmir Şubesi Baş Temsilcisi Ahmet Güler’e devam etmekte olan grevle ilgili sorularımızı yönelttik. Enflasyonu yok sayan zam tekliflerinden grev kırıcı olarak getirilen eski işçilerin yarattığı tehlikelere, İZBAN grevi ile ilgili güncel durumu gecinemiyoruz.org için sorduk.

Röportaj: İsmail Aydın

Kendinizden bahseder misiniz?

2010 yılından beri İZBAN’da çalışıyorum. Sekiz yıldır makinistim. Aynı zamanda altı yıldır da İZBAN’daki çalışan arkadaşların örgütlü oldukları Demiryol-İş Sendikası’nın da işyeri baş temsilciliğini yapıyorum. Altı yıldan bu yana bu 4. Dönem toplu iş sözleşmemiz bizim. 4.Dönem toplu iş sözleşmemiz olmasına rağmen; bu sektörde yapılmış farklı toplu sözleşmelerde alınmış birtakım haklar var. Biz de bunları buradaki çalışan arkadaşlarımızla birlikte biz de talep ediyoruz dört dönemdir. Ancak üç dönemde hiçbir şekilde yol kat edemedik.

Son durumda ne değişti?

Şimdi son birkaç gün içerisinde İZBAN işvereninin yapmış olduğu bir açıklama vardı. %65 zam talep ediyor işçiler diyerek. Orada şöyle bir şey var. Az önce de bahsettiğim gibi, biz üç dönemdir burada toplu sözleşme yaptık. Bu taleplerimizi eğer ki üç dönemde birer birer geçmiş olsaydık, şu an sadece kök ücretlerimize, enflasyon karşısında İZBAN işçisini ezdirmeyecek bir talepte bulunacaktık. Ancak hiçbir şekilde daha önceki dönemlerde bu talep ettiğimiz haklar İZBAN işvereni tarafından bizlere uygun görülmediği için, bu toplu sözleşme de yine bu şekilde olumsuzlukla sonuçlandı. Bilmiyorum, Türkiye tarihinde bir işyeri üst üste, iki dönem arka arkaya grev yapmış mıdır? Araştırmadım ama zannediyorum ki yok.

Süreci anlatabilir misiniz?

Sürecin başından bahsedeyim biraz size. 17 Temmuz’da bu süreç başladı. Süreç başladıktan sonra tabii bu sürecin bir kanunu var. 6356 Sayılı Sendika ve Toplu Sözleşme Kanunu’na tâbi bir işyeri burası. Burada yapmış olduğumuz kanunda ne işleniyorsa, biz de sendika ve İZBAN çalışanları olarak bunu yapıyoruz. İlk önce belirli bir görüşme yapılması gerekiyor. 60 günlük bir görüşme süreci var. Taraflar bu 60 günlük süreçte anlaşamazlarsa, araya resmi arabulucu giriyor. Daha sonra grev aşaması geliyor. 60 günlük grev süresi geliyor. Daha sonra da 60 gün içerisinde de grev yapmamız gerekiyor. Biz bu 60 günlük süre boyunca hiçbir şekilde işverenimizle orta yolu bulamadık. Sürekli taleplerimizi görmezden geldi. Onun dışında arabulucu sürecindeyken, bitmek üzereyken, bir teklifte bulundu ama çok kötü bir teklifte bulundu. %11 ile %14 arasında bir teklifte bulundu. Biliyorsunuz ki ülkemizde yıllık enflasyon %21’lerde. Onun dışında bizim toplu sözleşmemizin başladığı tarihten altı ay geriye gitmek gerek, çünkü en son enflasyon karşısında o zaman zam aldık. Ve bunun bir yıl ilerisini düşündüğümüz zaman 18 aylık bir döneme bu ücret teklifini yaptılar. Böyle olduğu için bir yılık enflasyonun %21 olduğu yerde, bize 18 aylık teklifleri %18 kaldı en son vermiş olduğu teklifle. Bu da İZBAN işçisinin enflasyon karşısında ezilmesine sebep oluyordu. Kaldı ki diğer az önce bahsettiğim yan haklarla alakalı bir takım iyileştirmeleri hiçbir şekilde alamadık. Sonuçta burası bir toplu sözleşme yapıyor. Toplu sözleşme dediğimiz şey, işçilerin almış oldukları ücretleri artırmak, çalışma standardını biraz daha geliştirmek, mevcut yaşam konforunu biraz daha artırmaktır. Ama biz bu şekilde bir toplu sözleşmeyi kabul ediyor olsaydık; İZBAN işçisini enflasyon karşısında ezdirecektik. Nitekim İZBAN işvereni hala bunu yapma derdinde. Bunlar olana kadar toplu sözleşme süreci başladı, arabulucudan teklif geldikten sonra biz de önce kurdele eylemine başladık. Çünkü yapacağımız en ufak eylem İzmir halkını mağdur edecekti. Tren yavaşlatma gibi veya daha farklı birtakım eylemler olabilirdi; ama biz bunlara hiçbir zaman başvurmadık. Çünkü sonuçta grev hakkımız var. Grev hakkımız olduğu için böyle eylemlere girmeye gerek yoktu. İlk olarak sesimizi pasif direniş dediğimiz kurdeleyle duyurmaya başladık. Daha sonra bu sakal kesmeme eylemine dönüştü. Ancak bunu da İZBAN işvereni yeterince dikkate almadı. Daha sonra da, dediğim gibi bu grev başladı. Toplu sözleşmenin devamıyla alakalı bir süreç bu. Eğer toplu sözleşme bitiminde, arabulucu bitiminden sonra grev yapmazsanız, zaten toplu sözleşmede sendikanın yetkisi kalmaz. Ertelenirse de yüksek hakeme gider. Biz burada 60 günlük süreci 48. güne kadar da öteledik. Acaba bir anlaşma olur mu diye. Bu 48 gün boyunca İZBAN işvereni kesinlikle bize “Merhaba” bile demedi. Greve iki gün kala bir teklifte bulundu. Yapmış olduğu teklifi de biz hesapladık. Tüm işçi arkadaşlarımıza bunları ilettik. Kim ne kadar ücret alacak, yapmış olduğu teklife göre hesapladık. Hepsini arkadaşlarımıza bildirdik ve bunun sonucunda da oylama yaptık. Dedik ki: “Bakın bu teklifi kabul ediyorsanız biz imzalarız. Teklifi kabul etmiyorsanız greve gideceğiz.”

Sonuç ne oldu?

343 kişinin olduğu işyerinde 326 arkadaşımız oy kullandı. 320 arkadaşımız teklifi kabul etmedi ve grevi tercih etti. Biz de bu sebepten dolayı greve çıktık. Bu toplu sözleşmede, dediğim gibi bu sektörde alınmış bazı haklar var. Bazı olması gerekenler. Çünkü burası 7 gün 24 saat, yılın 365 günü, bayram demeden hafta sonu demeden çalışsan bir işyeri. Yaptığımız iş çok dakik işler. Düşünün ki iş yerine giderken geç kalma gibi bir lüksünüzün olması lazım. Normalde bu tarz geç kalma lüksü olmayan iş yerlerinde servis imkânı olur. Ama bizde servis imkânımız çok kısıtlıdır. Sadece ulaşımın olmadığı saatlerde vardır. Diğer tarafta işe geç kalmamak için sürekli biz hep çok erkenden evlerimizden çıkmamız lazım ki, ancak trenlere yetişelim. İZBAN’ı kullanan İzmir halkı bundan mağdur olmasın diye. Böyle olduğu için birtakım hakları da beraberinde getiriyor bu sistem. Bunlar olmadan da bu grevin son bulacağını düşünmüyoruz.

Peki, son olarak, İZBAN 3,5 bine yakın maaş aldığınızı ve buna rağmen %65 zam istediğinizi dile getirdi. Bunun için ne söyleyeceksiniz?

Şimdi şöyle söyleyeyim. Bunu siz de araştırabilirsiniz. 2016 yılında İZBAN Twitter hesabından ya da resmi Facebook hesabından bir açıklama yaptı. Yine aynı dönemdi. Dedi ki, ben işçime bu kadar teklif ettim; ancak sendika işçimi kandırıyor. O yüzden greve götürüyor dedi. Oraya dönüp bakarsanız ve şimdi aldığımız ücretlere bakarsanız, o gün 2016’nın Temmuz ayında bizlere ödeyeceğini taahhüt ettiği ücretleri ben 2018’in Ekim ayında bile alamıyorum. İZBAN’ın yapmış olduğu açıklamada, oradaki kamuoyuna açıkladığı rakamları İZBAN iş yerinde muhtemelen altı kişi falan alıyordur. Bizim yapmış olduğumuz teklifi kendileri açıkladı, %22. %22’yi her yere koymaya çalışıyoruz; ama biz bir türlü bu rakama ulaşamadık. Nasıl bir matematik hesabı yapıyorlarsa, bize de öğretsinler. Ama dertleri şuydu; İZBAN işçisini İzmir halkının önünde küçük düşürmek, onları rencide etmek. Acaba bu direnişe nasıl zarar veririz, İzmir halkının bu insanların karşısında durmasını nasıl sağlarız? Zaten burada görüyorsunuz günde 48 sefer yapan grev kırıcı bir çalışan grubu da var. Bunlar demiryollarından emekli olmuş eski ustalar, eski makinistler. Yaşları da hemen hemen 60-65 yaşlarından aşağı değil. Günde burada 10 saat/12 saat tren kullanacaklar. Bu iş çok kolay bir iş değil. En ufak bir hatada çok vahim olaylara da sebebiyet verebilir. Umarım buradan sizi dinleyenler de bu konuyu dikkate alırlar. Gerçekten sıkıntılı bir süreç.