Röportaj | Midyat’ta Sadece Kadınlara Uygulanan Karantina Uygulamasıyla Birlikte Geçim Mücadelesini Konuştuk

Midyat Kayalıpınar Köyü’nde salgına karşı önlem adı altında köy karantina altına alındı. Fakat karantina uygulaması kadınlar ve çocuklar için geçerli. Erkekler çalışmak amacıyla dışarıya çıkabilirken kadınlar evde oturmak zorunda. Bu köyde yaşayan üniversite son sınıf öğrencisi Emine’yle, köydeki kadınların yasaklı çalışma yaşamını, ataerkil baskıların yanı sıra öğrencilik halinin getirdiği sorunları konuştuk.

Röportaj: Merve Yetkin

Üniversite son sınıf öğrencisi olan Emine’yle salgına karşı önlem adı altında ‘sorunlu bir karantina uygulaması’ altında olan Kayalıpınar Köyü’ndeki kadınların durumu hakkında konuştuk. Köydeki kadınların yasaklı çalışma yaşamı, geçinme mücadelesi ve ataerkil baskıların yanı sıra öğrencilik halinin getirdiği sorunlar Emine’yle yaptığımız söyleşinin satır başları oldu.

Korona virüs vakalarının Türkiye’de giderek artmaya başladığı süreçte Emine, ailesinin yanına döndü. Şuan, Emine’nin bulunduğu köy karantina altına alındı. Midyat Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, köyde 2 kişinin korona virüs testinin pozitif çıkması ve bu kişilerle temaslı olduğu değerlendirilen başka kişilerin olmasından dolayı salgının yayılmasını önlemek amacıyla İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla 14 gün süreyle karantina altına alındığı belirtilmişti. Bu süre 1 hafta daha uzatıldı. Karantina kararı ile birlikte köye giriş çıkışlar yasaklanırken köy içinde de sokağa çıkma yasağı getirildi fakat getirilen bu yasak – nedendir bilinmez- erkekleri kapsamıyor.

Kayalıpınar Köyünün geçim kaynağı ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılık. Şuan ekin zamanı olduğu için köyde yapılması gereken çok fazla iş var. Karantina sürecinden önce köyde, cinsiyet fark etmeksizin herkes tarlada aynı işi yaparak çalışıyor, geçimini sağlamaya devam ediyordu. Karantina kararıyla kadınlara ve çocuklara getirilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte kadınların emeği biran da göz ardı edildi.

Emine ile köydeki kadınların bu süreçte yaşadıkları sorunları, köy içinde kadınların görünmeyen emeklerini değerlendirirken köyde virüse karşı ne gibi önlemler alın(ma)dığını da konuştuk.

Ailede virüse yakalanan ilk kişi Emine’nin amcası. Virüs şüphesiyle hastaneye kaldırılan amcaya korona virüs testi yapılıyor fakat testin sonucunu beklemeden ‘Kendinizi evde izole edin’ denilerek amcayı tekrar eve gönderiyorlar. Emine, amcasıyla birlikte en az 7 kişinin – ki bu sayının giderek artmasından endişeli- virüse yakalandığını belirtti. Karantina kararıyla birlikte köye giriş-çıkışlar yasaklanmış. Köy içinde vaka sayısı giderek artmaya başladığında sokağa çıkma yasağı getirilmiş. Pandemi sürecinde ülkenin çeşitli yerlerinde virüsün yayılmasını önlemek amacıyla sokağa çıkma yasakları getirilmişti. Kayalıpınar Köyü’ne getirilen yasak biraz daha farklı. Ekin zamanı olduğu için erkekler çalışmak şartıyla dışarı çıkabiliyorlar fakat kadınlar evde oturmak zorunda bırakılıyor.

Emine gibi köydeki birçok kadın, kadınlara yönelik getirilen yasağı reddederek çalışmak için tarlaya gizli gizli tarlaya gidiyor. Çünkü bir yandan da çalışmak zorundalar.

Bizim evde tek erkek babam. Babam da 64 yaşında ve bir ayağında platin var ve yürürken zorlanıyor. Mesela köyde dul olan kadınlar veya eşi ilçede çalıştığı için evde tek başına yaşayan kadınlar var. Birçok kadın gizli gizli çıkıyor. Mecbur çünkü.

Kadınlara ve çocuklara yönelik ‘eve kapatma’ kararını köyün muhtarı ile görüşüyorlar. İnsanların bir şekilde çalışmak zorunda olduğunu, sadece erkeklere izin verilmesinin kalıcı bir çözüm olmadığını belirtseler de muhtardan tatmin edici bir cevap alamıyorlar.

Şuan ekin zamanı ve tarlaya bizim de gitmemiz gerek. Sadece babamla olmaz çünkü. Muhtarın bize dediği ise ‘Sizin iyiliğini düşünüyoruz.’ Biz de tarlaya gizli gizli gidiyoruz. Bir şekilde geçimimizi sağlıyoruz ama köyde diğer insanlar nasıl sağlıyor geçimlerini bilmiyoruz. Sadece yasak getirdiler. Demediler ki ‘Siz evde kalın biz geçiminizi sağlamanız için size destek oluruz’ Maske dahi getirmediler. Sadece sokağa çıkmak yasak dediler o kadar. Yasağı da bir anda getirdikleri için birçok kişi de hazırlıksız yakalandı. Erkeklere maske kullanmak şartıyla sadece tarlaya gitmek için izin var ama kullanılacak maske yok.

Emine’ye korona virüsüne karşı sokağa çıkma yasağı dışında başka önlemler alındı mı diye sorduğunda sık aralıklarla köyün dezenfekte edildiğini söyledi. Virüs teşhisi ile hastaneye kaldırılan kişilerin ise hastalığı hafif geçirmeleri durumunda eve gönderildiklerini belirtti. Köydeki birçok evin küçük olduğu ve hane sayısının da fazla olduğu için hastalığı hafif geçiren kişilerin ev içindeki diğer insanlara bulaştırdığını belirtti.

Örneğin amcamlar çok kalabalık yaşıyor. Aynı evin içinde amcamla birlikte 7 kişi virüse yakalandı. Amcamın dışında diğerleri hafif geçirdi virüsü. Amcamın gelini de virüse yakalandı ama hafif geçirdiği için hastaneye falan gitmedi.

Amcasının gelinin neden hastaneye gitmediğini, hafif geçirdi derken neler yaşadığını sorduğumda ‘Onun çocukları var ve hastaneye gidersem çocuklar yalnız kalır diye gitmedi. Biraz öksürüğü vardı. Vücudum çok ağrıyor diyordu. İlk başlarda telefonla konuşurken iki üç dakika sonra hemen yoruluyordu ama şimdi biraz daha iyi. Öksürüğü de azaldı.’ diye yanıt verdi.

Durumun ciddi olduğunu ve köyde vakaların her geçen gün arttığını belirten Emine, sözlerine şu şekilde devam etti:

 Çok fazla vaka var köyde ama yapacak hiçbir şey yok. Hadi evde kalalım ama bütün ekinler çürüyüp gidecek tarlada. Bu sefer insanlar ne yiyecek. Virüs bittikten sonra ne yiyecek insanlar. Borçlarını nasıl ödeyecekler. Hayvanlarını neyle, nasıl besleyecekler. Birçok insan ‘Öleceksek biz öleceğiz. Kime ne?’ diyorlar. Mahsulü satıp satamayacağımız da belirsiz. Kimse şuan bir şey almıyor. Biz geçimimizi süt, peynir satarak sağlıyoruz. Tarladan çıkan mahsul bize ve hayvanlara yetiyor. Yasaktan dolayı ilçeye gidemediğimiz için sütü de satamadık. Çok fazla sıkıntı var. Bu süreç bittiğinde sıkıntılar da devam edecek.

Virüsün yanı sıra bir yandan da üniversiteyi bitirmekle uğraşan Emine, sınav haftasında olduğunu belirtti. Köyde internet çok fazla çekmediği için dönem ödevlerini bitiremediğini belirten Emine, “Her şey çok belirsiz ve karşında muhatap bulamıyorsun.” dedi.

Köyde internet çok sıkıntı. Vize ödevlerimi yapmak için Midyat’a gitmiştim. Bir arkadaşımda kalmıştım. Şimdi yasak var. Final ödevlerini nasıl yaparım bilmiyorum. Bu sene üniversitede son senem. Son senem mi olacak yoksa okul uzayacak mı bilmiyorum. YKS’ye girecek kardeşim de var. Normalde Mardin’de kalacaktık sınav için ama şimdi birisinin yanında kalmak çok riskli. Ne yapılacağına dair hiçbir fikrimiz yok. Sınav iki gün sürecek. Tekrar Mardin’e gidecek, gelecek tekrar gidecek. Her şey çok belirsiz ve karşında muhatap bulamıyorsun.

Her telefon çaldığında korkuyla cevap verdiklerini, sürekli gergin bir ruh halinde yaşadıklarını belirten Emine, ‘Ağlanacak halimize gülüyoruz’ diyerek şu sözleri ekledi:

 Eğer hastalanırsam ödevlerimi bitirmeden önce hastalanayım. Ödevlerimi bitirdikten sonra ölürsem çok üzülürüm. Düşünsene ödevlerimi teslim etmişim, tezimi bitirmişim sonra ölüyorum. Öbür dünyada bile oturup buna üzülüyorum gerçekten.