Röportaj / Tekstil İşçilerinin Emek Mücadelesi: “Dünyayı Giydiriyoruz ama Kendimiz Giyemiyoruz!”

Fotoğraf: Ender Şanıkan

Kapanan Simo Tekstil fabrikasında çalışan işçiler, haklarını almak için başlattıkları direnişe 25 gündür devam ediyorlar. Patronların Ensesindeyiz Platformu ile beraber yürüttükleri süreçte, önceden verilmeyen maaşlarının 2/3’ünü aldılar. Sıra mesai, kalan maaşlar, senelik izinler, kıdem ve ihbar tazminatlarında. “Ben mağdurum” diyen eski patronlarına inat işçiler, direnişlerinin haklarının tamamını alana kadar devam edeceğini söylüyorlar.Tekstilde güneşi görmeden, maden işçileri gibi çalıştıklarını belirten Simo direnişçisi Ulviye Uludağ, geçinemiyoruz.org için verdiği röportajda çalışma koşullarını, emek piyasasındaki eşitsizliği ve mücadelelerini anlattı.

Röportaj: Caner Bostancı

Sizi direnişe getiren süreci anlatabilir misiniz?

Bizi 10 gün içerisinde kapının önüne koydu patron. Yaklaşık 200-220 kişiyiz. Hiçbir hakkımızı ödemeden, 1,5 aylık maaşlarımız, mesailerimiz, senelik izinlerimiz, kıdem ve ihbar tazminatlarımız kaldı. Kapının önüne konulduk ve kendisi de “ben mağdurum” dedi. “Gidin beni mahkemeye verin,” dedi. Hatta bir toplantı yapıp bize avukat önerdi. “Bu avukata verin, beni mahkemeye versin,” dedi. Biz de avukatlarla, hukuki yoldan uzun süreceğini düşündük. Uzun sürer, evet kazanırız ama paramızı alamayız. Bu yıllar sürer. Patron bize avukat önerdikten sonra biz yol aramaya başladık.

Kendisi mi avukat önerdi size?

Tabi, kendisi avukat getirip arkadaşlarımızı toplantıya çağırdı. “Arkadaşlar ben sizin haklarınızı ödeyemiyorum, gidin beni dava edin. Bu avukata davayı verebilirsiniz,” demiş. Bir patron hem bizi çıkarıp hem de nasıl avukat önerir? Duyumlarımız avukatın patronun akrabası olduğu yönünde. Bundan kesin emin değiliz. Bundan sonra biz bir yol ayrımına girdik.

Madem öyle, biz seninle aynı tarafta değiliz. Sen bizimle aynı durumda mağdur olmazsın. Çünkü altındaki araba, oturduğun ev bizimki gibi olamaz. Mümkün değil. Sen bir patronsun, biz ise çalışanız. Biz arayışa girdik. Patronların Ensesindeyiz Platformu’na ulaştık. Deyim yerinde ise iyileşecek hastaydık, doktor ayağımıza geldi. Doktor bir arkadaşımız önerdi burayı. Platformla yola çıktık ve onlar bize yardımcı olmaya başladılar. Nasıl bir yol izleyeceğimizi ya da avukat yardımı, her türlü yardımı yapmaya başladılar. Bizimle beraber burada direnmeye başladılar. Direnişi başlattık burada. İlk kazanımımız maaşların üçte ikisini almaktı. Kasımın 15’inde biz maaşlarımızın üçte ikisini aldık. Bunun dışında yine mesailerimiz, maaşımız, senelik izinlerimiz, kıdem ve ihbar tazminatlarımız kaldı. Biz bunu da talep ediyoruz.

Bizim üst firmamız, bize iş veren firma Sun Tekstil. Sun Tekstil ünlü firmalara üretim yapıyor. Zara, Bershka, FF, M&S, Tezko gibi firmalara üretim yapıyor. Biz onların, Sun Tekstil’in fasonuyuz. Simo Tekstil bizden sorumlu olduğu kadar Sun Tekstil de bizden, haklarımızdan sorumludur. Vermek durumundalar. Bunun üzerine firmalar da bu haklarımızı verecekler. Çünkü firmalara diktiğimiz ürünlerin 2-3 tanesini aldığımız maaşla almamız mümkün değil. Biz üretiyoruz, dünyayı giydiriyoruz ama kendimiz giyemiyoruz. Aldığımız ücretle bunları giyemiyoruz. O mağazaların kapısından bile geçemiyoruz. Çünkü o kadar düşük ücretlerle çalışıyoruz. Biz Tekstil işçileri, maden işçisi gibiyiz. Güneşi görmüyoruz. Sabahın köründe, güneş doğmadan giriyoruz. Güneş battıktan sonra çıkıyoruz. Kaç saat duruyoruz fabrikada? Güneşi görmeden yıllarımız geçiyor. Ömrümüz geçiyor. Tekstil bizden çok şey alıyor, hiçbir şey vermiyor. Paramızı bile vermiyor. Gerçekten birçok alanda bizi köreltiyor. Eğitim, kültür ve her alanda tekstil bizden çok şey alıyor.

Direnişin kaçıncı günündesiniz?

Direnişin 25. Günündeyiz. Şu an çok iyi gidiyor. Doğru yoldayız, devam edeceğiz. Alana kadar devam edeceğiz. Kararlıyız. Vazgeçmeyeceğiz. Bundan herkes sorumlu. Simo Tekstil ve Sun Tekstil, diğer firmalar, herkes sorumlu. Haklarımızı almadan vazgeçmeyeceğiz. Nereye kadar giderse gideriz.

Sizin gibi direnen kaç işçi var?

Şu anda platforma kayıtlı 120-130 kişi var. Hakkını arayan 180 kişi var. Daha bize ulaşmayan, ulaşamayan arkadaşlarımız var. Onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Buradan da duyuruyoruz, eğer bizden haberi olmayan arkadaşlarımız varsa. Çünkü işe başladılar, başka yerlere gittiler, tatile çıktılar. Öyle arkadaşlarımız var. Onlar da bize ulaşsın. Haklarını almak için gelsinler. Beraber direnişe devam edelim. Sonuna kadar haklarımızı alacağımızı düşünüyorum.

Başka yerlerde çalışanı tekstil işçilerine söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Onlara diyoruz ki, bize destek verin. Bu sizin başınıza da gelebilir, ki geliyor zaman zaman. Bu bizim ilk kapanan yer değil. Daha doğrusu benim yaşadığım ilk kapanan yer değil. Her yerde aynı şeyleri yaşıyoruz. Sigortalarımız sahte çıkıyor tekstilde. Maaşlarımız ödenmiyor, ya da mesailerimiz ödenmiyor. Kapı dışarı ediliyoruz. 200-300 ya da bin lira için neden uğraşalım, gidelim başka yerde çalışalım dediğimizde, bu insanlara bir destek oluyor. Zaten tekstil işçisi cahildir, işini bilmiyor. Ya da yöntemini bilmiyor. Hakkını arayamıyor. Kapı dışarı ediliyor. Her yerde öyle. (Çiğli) Organize’de haksızlığa uğramayan işçi yoktur. Onun için de, bu insanlar birlik olup beraber hareket etsinler. Birlikten kuvvet doğar. Böylelikle haklarımızı alacağımıza inanıyoruz. Alacağız da.