Röportaj / Valfsan İşçileri: “Direnişten zafere!”

Kaynak: MA

İstanbul Tuzla’da bulunan Endüstri ve Ticaret Serbest Bölgesi’nde beyaz eşya yan sanayi ürünleri üreten Valfsan isimli firmada çalışan 10 işçi “eleman fazlalığı” gerekçesiyle 11 Ekim günü işten çıkarıldı. Birleşik Metal-İş üyesi 10 işçi, sanayi bölgesi önünde direniş başlattı. Direniş sürecini, yaşadıkları zorlukları ve gelen tepkileri, işe geri dönme talebiyle 32 gündür direnen işçilerden dinledik. İşçiler, her sabah işe gider gibi saat 6.45’de sanayi bölgesi önüne gelen işçiler akşam 18.00’a kadar eylem yapıyorlar. İşlerine geri dönene kadar mücadele edeceklerini belirten işten çıkarılan işçilerden Ertan Tekin ve Hüseyin Gören, direnişe nasıl karar verdiklerini, direniş boyunca yaşadıkları süreci ve mücadelelerini anlattı.

Röportaj: Merve Yetkin & Fırat Sertkaya

Sorunlara karşı sesimizi çıkarttığımız için işten çıkarıldık

Ertan Tekin: 3 yıldır preshane bölümünde pres operatörü olarak çalışıyordum. İçeride işyeri komitesinde görevli olarak çalışıyordum. Komite görevlisi olarak benim görevim sendikanın değerleriyle bağlantılı olabilecek içeride yaşanan her türlü sıkıntıya müdahale etmektir.  Örneğin 30 kişilik bir preshane kadrosu var. Her işçi bir makinadan sorumlu olur. İşveren ise her işçiyi iki makinadan sorumlu tutmak isteyince biz de itiraz ettik. Bir işçi iki pres makinası ile çalışırsa ileriye dönük sağlık sorunları yaşar, ki yaşadık da zaten.

İtiraz ederken de, iş kazalarında bir artışın söz konusu olabileceğini dile getirdik. Biz itiraz edince, “Siz çok konuşuyorsunuz. Preshaneyi karıştırmak istiyorsunuz,” dediler. Biz onlara da söyledik. Biz aslında komite görevimizi yerine getiriyoruz. Çalışırken yaşanabilecek bir sıkıntıyı azaltabilmek için gerekli mücadeleyi veriyoruz. Burada atılan arkadaşlarım kendi bölümlerinde hep sevilen işçiler, işlerini doğru yapan işçiler, fabrika içerisinde iyileştirme yapan işçiler.

Eleman fazlalığı gerekçesiyle işten çıkarttılar sonra eleman aldılar

Daha sonra Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri başladı. Görüşmelerin başladığı sırada 6 tane eleman aldılar. Bir bölümden 4 tane eleman çıkarıldı ve 3 gün öncesinde bir eleman alındı. Çıkarılan bütün arkadaşlar herhangi bir sıkıntıları olmayan, işverenle herhangi bir problemleri olmayan, işini düzgün yapan işçilerken, bir anda en kötü işçiler haline geldiler. Toplu İş Sözleşmesi (TİS) imzalandıktan bir hafta sonra 10 işçiyi işten çıkarttılar. Gerekçe olarak bize söylenen: eleman fazlalığı.

O gece bizim işçilere seslenmemiz, işçilerin bizim yanımızda durması, servislere binmemesi, bizleri beklemeleri üzerine insan kaynaklarından işveren vekilleri geldi. “Sizin kıdemleriniz, tazminatlarınız hepsi yatırılacak. Burada çok şey yapmayın,” dediler. Biz de “Birileri gelsin bir görüşelim,” dedik. Görüşmeler yaptık. O gün kendi içimizde durumu değerlendirmek için oradan ayrıldık. Meğer o gün işveren çıkışları 25/2’ye* çevirmiş. 5 arkadaşa tebliğ ediliyor.

Derdimiz para değil, işimizi istiyoruz

25/2’ye çevirirken elle tutulan tek bir somut delil yok aslında. 11 Ekim’den 23 Ekim’e kadar 25/2 maddelerinin haksız olduğunu, bu aşamanın yanlış olduğunu dile getirerek bir direniş sergilendik. Bu direnişten olumlu sonuç aldık ve maddeler değişti. Hatta bize parayla geldiler. Bizim derdimiz para değil, bu işyerine tekrar sendikalı olarak geri dönmek. Sendikanın değerlerine değer katarak iyi şeyler yapmak istiyoruz.

22 Ekim’de İş Kanunu Madde 17’ye göre kıdem, ihtar tazminatlarımızı aldık. Bir gün sonrasında 10 arkadaş ile birlikte oturduk. Direnişi nasıl yaparız, yapalım mı yapmayalım mı diye konuştuk ve direniş yapmaya karar verdik. Direniş ile amaçladığımız şeyler, hem içerideki arkadaşlarımızın durumunu değerlendirmek, aynı zamanda da sendikanın gelenek ve göreneklerine uygun demokratik bir zemin oluşturup işçilerin kendi iradeleri ile bir temsilci seçmelerini sağlamak. Nihai amacımız ise işten atılan arkadaşlarımızın işe geri dönmesini sağlamak. 32 gündür de onurlu bir şekilde tüm değerlerimize sahip çıkarak bir direniş gösteriyoruz.

Direniş sürecinde ailelerin ve halen çalışmaya devam işçilerin desteğini aldıklarını belirten Ertan Tekin, çalışmaya devam eden işçilerin büyük baskılara maruz kaldıklarını belirtti. Yönetimin işçilere “onların sayfalarını takip etmeyin, paylaşımlarını beğenmeyin” dediklerini, destek veren işçileri ise fişlemeye çalıştıklarını ekledi.

Temsilciler yaşanılan sorunlara ses çıkartmıyor

Ertan Tekin: Servislere bindiğimiz kısımda kamera yoktu. Şimdi patron oraya kamera taktırmış. İçerde baskı var ve bu baskılara rağmen işçiler içeriden gerekli bilgilendirmeleri yapıyorlar. Kimlere baskı yapıldığına, içerideki duruma dair bize bilgi veriyorlar. İçeride işçilere tutanak tutuyorlar, temsilci ise sessiz kalıyor. İşçiler bizi arıyor “böyle böyle bir sorun” var diye.

Geçtiğimiz günlerde içerideki arkadaşlardan bize bir video geldi. Videoda, bizim bu işleri para için yaptığımız, sendikanın değerlerini kendi çıkarlarımız için kullandığımız ifade ediliyor. Bizim 60 bin lira para aldığımız konuşuluyor. Biz taleplerimizi dile getirdik ve bu talepler içinde herhangi bir para söz konusu değil. Biz de bu durumu şube yönetimi ile görüşmek için sabah 8’de gittik, gece 12’de çıktık. Bu süre zarfında 5-6 kere görüşme gerçekleştik.

Biz onurlu bir mücadele veriyoruz. “Biz sendikanın değerlerine sahip çıkıyoruz; ama bizimle ilgili yalan yanlış bilgiler var ortada,” diyerek görüşmeler gerçekleştirdik. DİSK Yönetim Kurulu Kamber Saygın geldi. Kamber Başkan’ın gelmesi ile birlikte bir diyalog zemini oluştu.

Bu süreç içerisinde taleplerimiz karşılanana kadar direnişe devam edeceğiz. Daha önce belirttiğimiz taleplere karşı iki talep daha çıkarttık. Bunlardan ilki, hukuki sürecin avukat ile birlikte yürütülmesi. Sendika bu konuda bize “gerekeni yapacağız” dedi. Bir diğeri ise, burada atılmış arkadaşlarımızın sendikanın örgütlü olduğu yerlerde işbaşı yapması.

Biz onurlu bir mücadele veriyoruz

Gece 12’de oradan ayrıldık ve kamuoyuna bir açıklamada bulunduk. Sözümüzün arkasındayız. Biz onurlu bir mücadele veriyoruz, bir kazanım elde edinceye kadar devam edeceğiz. Bir kere sosyal medyada bir eylem gerçekleştirdik. Dünya sıralamasında altıncı, Türkiye sıralamasında ise üçüncü sıraya yerleştik. O zaman da bize destek olmuş emek kamuoyuna çok teşekkür ederiz.

Bundan önce beni iki kere daha işten çıkartmaya çalıştılar. İşe başlayalı 8 ay olmuştu ve beni işten çıkartmak istediler. O zaman Şube Sekreteri Hüseyin Fırat engellemişti. 8 ay önce tekrar işten çıkarmak istediler. O zaman ise içeride eylem başlatacağımız bilgisini alınca vazgeçtiler.

Fabrikada kalite kontrol bölümünde çalışan kalp hastası ve  %50 engelli olan işten atılan Hüseyin Gören işçi temsilcilerinin baskılara ve sorunlara sessiz kaldıklarını dile getirdi.

Hüseyin Gören: Ben yaklaşık 2,5 ay önce maruz bırakıldığımız mobbinglerden, iş güvenliğimizin olmamasından, yemeklerin kötü olmasından dolayı istifa ettim. Sözleşme taslağına itiraz ettiğim için şimdi işten çıkarıldım. İçeride herkes akrabadır. Hala, gelin, kız, oğlan, amca hep birlikte çalışır. İçerden destek verenler çok; ama durum böyle olunca baskı da çok.

Yemeklerden örümcek çıktı

Buraya yemekler DESBAŞ’tan geliyor. Yemeklerden bir örümcek çıktı. Bir kere toka çıkmıştı. Biz de yemeklerin fotoğraflarını çekip temsilciye göstermiştik. Temsilci ise bize: “Kıymanın kilosu kaç para haberiniz var mı?” diye cevap verdi. Yaşanan sorunlara ve mobbinglere karşı işçi temsilcisi Ali Aslanoğlu da Berrin Topaloğlu hiçbir şey yapmadı. Tüm baskılara sessiz kaldılar. Zaten Berrin Topaloğlu atanan bir temsilci, işçiler seçmedi onu.

İşe alımlarda normalde eğitim vermen gerekiyor. Bunlar ise kısacık bir eğitim veriyor, “hadi işe başla” diyorlar. Hukuki olarak tanımlı görevimizin dışında işler veriyorlar bize.

İçeriye girişimiz yasak. Kapıdaki bütün güvenliklerde resimlerimiz ve isimlerimiz var. İçerideki işçilerle iletişim kurmamızı engellemek için servisler yanımızdan durmadan hızla geçiyor. İşveren, içeride çalışan işçilere “Size baskı mı yapıyoruz?” diye sorarak bile işçiler üzerinde baskı yapıyorlar.

* İş yasasında, işverenlere işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle iş sözleşmesini (haklı nedenle ve derhal) sona erdirme hakkı tanınmaktadır.